Nominal değer idealde olması gereken değerdir. Örneğin 1,5 voltluk bir pil gerçekte 1.46 vol veriyor olabilir, ama 1.5 volt, pilin nominal voltaj değeridir. Ya da, evlerimizdeki elektriğin nominal voltaj değeri 220 volttur ama ölçüm yaptığımızda gerçek voltaj 215 ya da 230 volt çıkabilir.
Nominal akım da herhangi bir yerden akması beklenen ideal akımdır. Örneğin herhangi bir alet 1 amper nominal akımla çalışıyor denirse, bu elektrikli aletin normalde 1 amperle çalışması gerektiği, ancak bu değere belli bir tolerans değeri kadar yakın akımlarla da çalışabileceği anlaşılır.
Sinan ERDEM
KAYNAK:TUBİTAK BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ
Selamlar, nominal deger tam olarak neyi ifade eder? Mesela nomin
11/8/2008 · Kategori: BILIM
Matematiği hangi uygarlık buldu?
11/8/2008 · Kategori: BILIM
Bir nehir düşünün. Çağıl çağın akan. Yukarıya, nehrin kaynağına doğru bir gezintiye çıkın hayalinizde. Yürüdükçe, küçük akıntıların nehre karıştığını göreceksiniz. Zaman zaman daha büyükçe dereler, hatta bir yerde kaynağın hangi yönde olduğunu şaşıracağınız iki büyük ırmağın birleşme noktasına gelebileceksiniz. Sağdakini seçin. Soldaki ile sağdaki aynıdır varsayarak. İlerleyin kaynağa doğru. Göreceksiniz, kaynağa yaklaştıkça küçük küçük akıntılar birleşerek gittikçe büyüyen dereleri, dereler ırmakları, onlar da nehirleri oluşturuyorlar.
İşte böyle bir şey matematiğin bulunması. Belirli bir bulanı yok. Birçok uygarlığın katkılarıyla oluşuyor. En önemlileri Mezopotamya Uygarlıkları, Çin, Hindistan, Eski Mısır ve Eski Yunan. Bunların bileşimi, MÖ 500-300 döneminde kayıtlara alınmış, eklenmiş görünüyor. Yunan matematiğini alıp geliştiren ve Batı Avrupa'ya iletenler İslam bilim adamları. Sonrası zaten biliniyor.
Çok özet ama durum aşağı yukarı böyle. Yani matematiği şu uygarlık bulmuştur demek mümkün değil.
Saygılarımla
M. Abalı
KAYNAK:TUBİTAK BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ
1 derece neden 60 dakika olarak alınıyor. Bu eşitlik matematikse
11/8/2008 · Kategori: BILIM
Öncelikle bu güzel soru için teşekkür edelim. Sanki hakkında hiç soru sorulamazmış gibi görünen şeylerin gerisini öğrenmek isteyen akıllara şapka çıkarmak lazım.
Öncelikle, matematiksel anlamda, bir dairenin 360 dereceye bölünmesini gerektiren her hangi bir sebebin olmadığını belirtelim. Bildiğiniz gibi bir daire 400 grad ya da 2pi radyan olarak da tanımlanmıştır.
Dairenin 360 dereceye bölünmesi, kesin olmamakla birlikte, genellikle Babillilere dayandırılır. Matematik tarihçilerine göre Dünya’nın etrafında Güneş'in 360 günde döndüğünü hesaplayan Babilliler, her günü bir derece sayarak daireyi 360'a bölmüşlerdir. Ancak, 60 sayı tabanı kullanan Babilliler, bu tabanı astronomik gözlemleri sonrası mı seçtiler yoksa 60 sayısının bazı cazip özelliklerine mi kapıldılar pek bilinmiyor. Dikkat ederseniz, 60 sayısı, 2, 3, 4, 5, 6, 10, 12, 15, 20 ve 30 sayılarına kalansız bölünür. Bu kadar cazip özellik, bu küçüklükte başka sayıda yok. Bazı matematikçilere göre Babillilileri cezbeden, 60'ın bu özelliği olmuştur ve bir direnin 360 dereceye bölünmesinin gerisinde astronomi değil bu matematik özellik yatar. Bu iki tez, aynı derecede birbiriyle örtüşmüş de olabilir pekâlâ.
Gerisi neredeyse otomatik şüphesiz: Bu kadar güzel bir sayı bulmuşken, 60 tabanlı matematiğe devam etmek hoş olmaz mıydı?
60² bir daire
60 birim
601/2 bir dakika
601/2 saniye gibi devam etmek.
Geriye bir derecenin 1/60'ına neden dakika dediğimiz. Ya da bunun saatin 60'da birisi olan dakikayla ilgisi var mı sorusu. Aslında kesin olan ikisinin farklı şeyler olduğu. Yani bir derecenin 1/60 ile örneğin güneşin gökyüzünde 1 dakikada çizdiği yay arasında bir ilişki yok. Bakın bu aslında biraz dil sorunu da. Dairenin 1/360'a denk gelen merkez açısına, ya da çemberin 1/360 uzunluğunu gören merkez açıya 1 derece demek yerine başka bir isim de verilebilirdi; biraz seçim meselesi. Bir çemberi 400 eşit parçaya bölüp her yay parçasını gören merkez açıya grad diyebileceğimiz gibi, çemberin 1/2pi yay uzunluğunu gören merkez açıya da 1 radyan diyebilirdik ki zaten bu tanımlar da var.
İngilizcede dakika minute kelimesiyle karşılanıyor. Minute aynı zamanda küçük de demek. Second ise ikinci küçük, ikinci dereceden küçük anlamı taşıyor. Tanımlar buradan geliyor.
Derece, dakika ve saniyelerin topoğrafik anlamları, yerkürenin üzerinde koordinatların bu terimlerle gösterilmesi ise gene 360 sayısıyla, kürenin 360 boylama bölünmüş olmasıyla ilgili.
Umarım sorunuza sizi tatmin edecek yanıt verebildik.
Saygılarımla
M. Abalı
KAYNAK:TUBİTAK BİLİM VE TEKNİK DERGİSİ
TÜRKSAT 3A FIRLATILDI...
11/8/2008 · Kategori: BILIM
Türkiye’nin son iletişim uydusu
Türksat 3A, 13 Haziran’da Fransız
Guyanası’ndaki Kourou Uzay
Merkezi’nden uzaya gönderildi.
İngiltere’nin Skynet 5C askeri
uydusuyla birlikte bir Ariane 5-ECA
roketle fılatılan Türksat 3A,
Türkiye’nin en kapasiteli ve gelişmiş
uydusu. Aslında 31 Mayıs sabah
01:00’da fırlatılması planlanan Ariane
5-ECA’nin roket kontrol yazılımında
çıkan bir sorun nedeniyle fırlatma
ertelenmişti.
On beş yıl boyunca çalışacak Türksat
3A sayesinde televizyon yayıncılığının
yanı sıra, İnternet, ses ve veri aktarımı
da daha hızlı ve güvenli olacak.
Türksat 3A uydusuyla birlikte Avrupa,
Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya
ve Çin kapsama alanına girecek.
Yerden 36.000 km ötede, 42° Doğu
boylamı yörüngesinde dönen 3110
kg’lık uydu, 2,8 x 2,3 x 1,8 m
boyutlarında ve kanat açıklığı da 30
m. 200 milyon dolara mal olan
Türksat 3A’da, önceki uydularda
olmayan "yıldız izleme" (star tracker)
özelliği bulunuyor. Öteki uydular
Güneş’e ve Dünya’ya bakarak
yerlerini saptarken, Türksat 3A
yıldızları izleyerek yerini hesaplıyor.
Uydunun kontrolü Ankara’da Gölbaşı
Uydu Yer İstasyonu’ndan yapılıyor.
Uyduya yönelik ilk girişim Nisan
2005’te yapılmıştı. Şubat 2006’da
Alcatel Alenia Space Industries şirketi
Türksat AŞ için Türksat 3A uydusunu
yapacağını açıkladı. Uydu Fransa’da
Cannes kentindeki Thales Alenia
tesislerinde yapıldı. Ama uydunun
proje çalışmalarına Türkiye’den
yirminin üzerinde mühendis katıldı.
Böylece ileride Türksat AŞ için
üretilecek yeni uyduları Türk
mühendislerin tasarlaması yolunda ilk
adım atıldı. Uydu, yapımı ve testleri
tamamlandıktan sonra, 26 Şubat
2008’de Kourou Uzay Merkezi’ne
gönderildi. 18 Mayıs’ta Skynet 5C ile
birlikte rokete yerleştirildi. 23
Mayıs’ta planlanan fırlatma, roket
testlerinin uzaması nedeniyle 31
Mayıs sabahına ertelendi. Bu testler
ve hava koşullarının analizi fırlatma
anına kadar sürüyor ve gerekirse
fırlatma, son dakikada bile
ertelenebiliyor. 30 Mayıs’ta fırlatma
anından 4 saat 25 dakika önce yapılan
son testler sırasında roketin
kontrolünü ve yönetilmesini sağlayan
bilgisayar yazılımındaki bir sorunun
saptanmasıyla fırlatma tarihi 13
Haziran’a ertelendi. 13 Haziran
sabahı saat 01:05’te (TSE) Ariane 5-
ECA başarıyla fırlatıldı ve Türksat 3A
da yörüngesine oturtuldu. Türksat
3A’dan sonra 2011’de Türksat 4A’nın
uzaya gönderilmesi planlanıyor. Onun
hem projelendirilmesinde hem de
yapımında Türk teknik elemanlar yer
alacak. Ondan sonra 2014’te uzaya
gönderilecek Türksat 5A
projelendirme aşamasından üretim
aşamasına kadar tümüyle Türkiye’de
yapılacak.
Türksat 3A, 1996’da fırlatılan ve o
zamandan beri başarıyla çalışan
Türksat 1C’nin bütün yükünü alacak.
Değişik bir yörüngede, farklı bir
şekilde işletilecek olan Türksat 1C
uydusu da televizyonların ek veri
aktarım taleplerini yerine getirmede
kullanılacak. Türksat 3A’nın 1296
MHz’lik bir kapasitesi var. Bu
kapasite, Türksat 1C’nin yaklaşık iki
katı. Yeni uydunun bu büyük
kapasitesi sayesinde ortalama 200
yeni televizyon kanalı daha yayın
yapabilecek. Ayrıca çanak antenlerin
çapı küçülecek ve standart dijital
yayınlarda daha nitelikli bir yayın elde
edilebilecek.
Çağlar Sunay
EVRENİN İPUÇLARI...
7/8/2008 · Kategori: BILIM
İngiltere’de düzenlenen Bilim Festivali’nde sunulan ve Science dergisinde de yayınlanan araştırmada, bilgisayar simülasyonlarıyla, Evren’in erken safhalarında ilk yıldızların çok büyük uzunlukta ve tel şeklinde olabilecekleri gösterildi. Bu simülasyonlarda, bir ucundan bir ucuna onbinlerce ışık yılı uzunluğundaki bu yıldızların, hakkında çok az şey bilinen “karanlık madde” tarafından biçimlendirilmeleri canlandırıldı.
Durham Üniversitesi’nden Liang Gao ve Tom Theuns, çalışmalarının Evren’in büyük bölümünü oluşturan karanlık maddeye açıklık getirebileceğini belirterek, ilk yıldızların oluşturduğu bu yapılar ile bunları kuşatan karanlık maddenin ısısı arasında bir bağlantı bulunduğu kaydettiler.
Karanlık maddenin ilk yıldızların oluşumu konusunda çok önemli rolü bulunduğunu keşfettiklerini söyleyen Tom Theuns, soğuk karanlık maddede parçacıkların çok yavaş, sıcak karanlık maddede ise çok hızlı hareket ettiklerini belirtti.
“Eğer karanlık madde bu hızlı hareket eden parçacıklardan oluşuyorsa, ilk yıldızların da çok uzun ince filamentler (tel) şeklinde olduğunu bulduk” diyen Theuns, bu filamentlerin Samanyolu’nun dörtte biri uzunluğunda olduklarını ve Güneş’in 10 milyon katı madde ve gaz içerdiklerini, bunun da çok sayıda yıldız için önemli miktarda yakıt sağladığını söyledi.
Astronomlar, daha az kütleye sahip filament şeklindeki yıldızların daha uzun ömürlü olduklarını ve bugüne kadar yaşamlarını sürdürebildiklerine inanıyorlar.
Gökbilimciler, karanlık maddenin sıcaklığının da hangi parçacıktan oluştuğunun göstergesi olduğunu düşünüyorlar.
Bilim insanları, daha önce Hubble teleskobu ile bin saati aşkın yaptıkları gözlemler sayesinde, Evren’in nasıl oluştuğu konusunda ipuçları veren gizemli karanlık maddenin ilk kez üç boyutlu haritasını yapmayı başarmışlardı.
Bilim insanlarının bu öncü çalışması, Evren’in yüzde 22’sini oluşturan karanlık maddenin, yıldızlar ve galaksileri oluşturan diğer gözle görülen maddeleri nasıl bir iskelet gibi bir arada tuttuğunu gösteriyor.
“Kimse karanlık maddenin ne olduğunu bilmiyor, ancak karanlık madde olmaksızın Dünya’da yaşam olmazdı” diye konuşan astronomlar, “gravitasyonel mercekleme” adı verilen teknikle bir yıldız ile gözlem teleskobu arasındaki ışığın yolundaki değişiklik tespit edilerek karanlık maddenin çekim gücünün hesaplandığını belirtiyorlar.
Bilim adamlarına göre, Evren’in büyük bölümü karanlık enerji, yüzde 22’si de karanlık maddeden oluşuyor. Çevrede gördüğümüz bilindik madde ise kainatın ancak yüzde 4’ünü oluşturuyor.
« Önceki ::
Son Yazılarım
- SEZEN AKSU - DENİZ YILDIZI 2008
- SEN AŞKIN TA KENDİSİSİN...
- DÜŞLERİM VAR ,RÜZGARA TERS DÜŞEN...
- BEKLENTİSİZ VE DELİCE SEVMENİN TADINI SENDE YAŞADIM BEN...
- HERKES BİLSİN AŞKIMI...